Müzik olmadan atmayan bir kalbi var onun,

dans etmeden duramayan bir doğası,

bir de gevezelikleri var kendi çapında...

Romantik Ormantik


Romantizm çok yanlış algılanıyor.
Dün birazcık dedikodu yaptık. Bazı ‘romantik’ olarak genellendirilen ortamların neden bizim için –çoğu zaman- anlamsız olduğu konusuyla çıktık yola. Biz kadınların –sadece- romantizm aradığını sanıyorsunuz ve bildiğiniz romantizm kalıpları gerekten yapması çok zor şeyler. Oysa ki bunun daha pratik ve daha kıymetli yolları var.
Mesela şarap sevmeyen birine güllerle, mumlarla bezenmiş bir sofra kurup önüne de spagetti ve şarap koyarsanız, boşuna emek etmiş olursunuz. Onun için bu kadar düşünüp emek etmenize tabi ki sevinecektir. Ama bunun yerine en sevdiği çikolatayı almanız da aynı etkiyi gösterir.
Herkesin “vazgeçilmez”leri, “favori”leri vardır. Muhabbet arasında bunların ne olduğunu yakalamanız kıymetli olan. Mesela benim kalbime giden yol çilek bahçelerinden geçiyor. Bir başka arkadaşım ‘bonibon’ seviyor. Bir diğeri ise tüp çikolata hayranı…
Her gün elinizde buket buket çiçekle gelmeniz gerektiğini size biz söylemedik. Bu çiçekçilerin işine yarayan bir şey. El ele yürürken yoldan bir çiçek kopartıp saçına takmanız da aynı işlevi görecektir. Hatta bazen, bir cafede otururken, önünüzdeki peçeteyi çiçek gibi yapıp uzatmanız bile yeter.
Sevgi ve ilgi azaldıkça romantizm pahalılaşır.
Çünkü –bilinen anlamıyla- romantizm dediğimiz şey, sevildiğini hissedemeyen kadının “mutlu” olma çabasıdır. Çünkü yeterince sevmeyen erkek, kadın için önemli olan şeylerin farkında bile değildir. Oysa biz kadınlar, bize sevgiyle bakan bir çift göze sahipsek bunu anlarız. Aynı şekilde önemsenmediğimizde de…
Pahalı hediyeler ve bir o kadar pahalı romantik ortamlar bir kamuflaj, bir kendini kandırış çoğu zaman. Başarılıdır da… İkna edicidir. Yine de meselenin özü çok farklı beyler. Çok daha basit.
“Sevgi”


Biz aslında ne arıyoruz?
Mum ışığında bakışmak da bir yere kadar… Biz karşılıklı sohbet edebileceğimiz bir yoldaş arıyoruz. Ama erkek futboldan, kadın pembe dizilerden bahsederse de bir yere varamayız. Ortak noktası olmalı çiftlerin, birlikte yapmaktan keyif aldıkları aktiviteleri olmalı. Cicim aylarında hatır için senin halısaha maçını izlemeye gelen kadını, hele ki futboldan hiç keyif almıyorsa, peşinden her hafta her maça sürüklemenin de alemi yok mesela. Şunu da dipnot belirteyim, bir kadın hala romantik komedi filmler izleyelim diye tutturuyorsa mutlu değildir ve bu tavrının alt yazısı da bir nevi; “Az izle de bir şeyler öğren” şeklinde olabilir. Dikkat etmek lazım.

Kadın neden “hiç romantik değilsin” diye sızlanır?
Yeterince sarılmıyorsundur mesela. Boynundan, omuzlarından, parmak uçlarından öpmüyorsundur. Gözlerine bakmıyorsundur. Tatlı tatlı konuşmuyorsundur…
Ya da klişe bir deyişle;
“hava soğuk, sıkı giyin” demiyosundur;
“gidince beni ara” demiyorsundur;
İmkanın varken eve de bırakmıyorsundur belki
“yorma kendini”
“kendine dikkat et”
Ve istiyorsundur ki hastayken sana çorba yapsın. Dizinde yatırsın, saçını okşasın. Gömleklerini ütülesin. Sırf senin için erken kalkıp seni işe yollasın. Arkadaşlarınla evde derbi keyfi yapasın diye size ortamı hazırlasın. Sonra o ahıra çevirdiğiniz evi temizlemek için kendini paralasın. Yine de kalan bir parça tozu gören annenizle ve diğer akrabalarla da başa çıksın… Dur! Gaza geldim! Tamam, o kısımda 9/9 suçlu sayılmayabilirsiniz.

Özetle kadın sevildikçe güzelleşir. Sevildikçe mutlu olur. Ne kadar mutlu olursa o kadar mutluluk saçar. Kadınları anlamak zor değil beyler. Anahtar kelimeniz “SEVGİ”

BU DA BONUS:


2 yorum:

  1. Eline yüreğine sağlık! Bizler genel geçer yargılar üzerine kendimizi o denli kaptırmışız ki gerçekten bize ait olan şeylerin ne olduğuna dair bihaberiz artık. Sevmelerimiz ve nefretlerimiz bile basma kalıplar içinde nefes alıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Kesinlikle. Yeni nesil bunları doğru kabul ederek yetişiyor. En çok da ona üzülüyorum.

      Sil