Müzik olmadan atmayan bir kalbi var onun,

dans etmeden duramayan bir doğası,

bir de gevezelikleri var kendi çapında...

Festival Güncesi - Part 2 [Dans]


Şuan, buraya yazacaklarımı bir yabancının okumayacak olmasını bilmek beni nasıl mutlu ediyor anlatamam. Çünkü şimdi”dans eden egolarımızdan” söz etmek istiyorum.
İnsan, değişik insanlarla dans ederken de fark ediyor elbette ama yabancı ve hatta ünlü dansılarla dans edince daha bir belli oluyor aradaki fark.
Dans etmeye başladığım günden itibaren özellikle dikkat ettiğim bir kural koydum kendime. Bir artniyet veya daha açık konuşmak gerekirse, bir sapık düşünce hissetmediğim sürece kimsenin dans teklifini geri çevirmem. Bir şekilde bir sebeple geri çevirmek zorunda kaldığım insanları da bir sonraki parçada bulup telafi etmişliğim çoktur. Beni bilen biliyor zaten.
Özellikle yeni başlayan insanları, bir köşede çekingen tavırlarla dans edenleri izlerken görünce dayanamıyorum. Çoğu kez de şöyle bir tepkiyle karşılaşıyorum; “Sen çok güzel dans ediyorsun. Ben dans edemiyorum. Sıkılırsın benimle dans ederken…” –ya da benzer ifadeler- Her zaman şöyle cevap veriyorum; “Ben de senin gibiydim. Dans ede ede geliştireceksin.”
Evet, ben birçoklarına göre iyi, birçoklarına göre de kötü bir dansçıyım. Benim de adım atamadığım zamanlar vardı. O hayran olduğumuz dansçıların bile ritim duyamadığı zamanlardan kalma videoları var. Doğar doğmaz pistin ortasına düşmedi kimse. “Basic”ler sadece kendi aralarında dans etsin, profesyoneller de profesyonellerle diye bir mantık yok.


Velhasıl, gelelim festivale…
Workshopuna katıldığım bütün hocalarla dans ettim. Türkiye’den de tanıdığım, bildiğim ve sevdiğim hocalarımla dans ettim. Hepsinin ortak özelliği, yüzlerindeki sıcacık gülümsemeleriydi. Hatta bir tanesinin ne kadar yapabildğimi test ederek, basic figürlerle başlayıp çıtayı yavaşça yükselttiğini, şarkının sonunda ise dört döndürmeye başladığını biliyorum.
Bir de kendilerinin yerine egolarını dans ettirenler var. İyi dans etmiyorsan seni kendilerine layık görmüyorlar. Dans ederken göz kırpmalar, kendi kendine dans etmeler, “Hadi dans edelim bari! Çok istedin madem!” modunda burnunun ucuyla ama “ay canım” samimiyetiyle…(!) İyi dans ediyorsun tamam da, lütufkar hep tavırlar! Festival festival gezip şovlara çıkıyor, bilmem nerelerde kupalar alıyor ya.. Ne haddimize paşayla dans etmek.
Çok sinir olmuş bir vaziyette; “Görecek o! Daha iyisini yapıp ona burun kıvırmazsam..!!” diye kendi kendime söylenirken, dans hocam döndü ve dedi ki; “Başaklar içi doldukça başlarını eğermiş. Ondan bu kibri. Boşver sen! O dünyaca ünlü yıldızların nezaketi ve bizim şovmenlerin kibri, tam da bu yüzden…
Bu işin benim açımdan görünen kısmı. Bunun bir de erkekler açısından olan versiyonu var. Bir arkadaşım anlatmıştı. Dans pistinde bir kız kestiriyor gözüne. Kız öyle güzel dans ediyor ki, “mutlaka dans etmeliyim” diyor arkadaşım. Zar zor bir fırsat yakalıyor kızla dans etmek için. Şarkı bitiyor ve soruyorlar bizimkine; “Eeee..?”
“Kendimi kullanılmış gibi hissediyorum” diyor.
Çünkü kız kendi başına dans ediyormuş meğerse. Erkeğin yönlendirmesini beklemeden, öyle kafasına göre…
Canım sıkıldıkça ve biraz da “belki bir gün lazım olur” diye, erkek yönlendirmelerine de çalışıyorum. Bu vesileyle de diğer kızların nasıl dans ettiğini görmüş oluyorum. Bazı kızları yönetebilmek için gerçekten erkek gücü gerekiyor. Mümkün değil, kıpırdamıyorlar çünkü.
İşte ilk başta bahsettiğim “dans eden egolar” ile bu “inatçı dominant kızlar” tam da birbirleri için yaratılmışlar.



Tüm bunlar bir yana, bir amca vardı festivalde. Uzun boylu, yapılı ve baya bildiğin göbekli. Altında spor bir kot pantolon ve üzerindeki spor ekoseli gömleğiyle; “geerken uğradım” der gibiydi. Sokağın başındaki bakkal amcanın yanına tavla oynamaya diye evden çıkıp müziğin sesine kapılmış gibi… Sanki dans etmeye 1 hafta önce başlamış gibi çekimser bir hali vardı. Çok ileri seviye bir dansçı değildi. Ama çok sıcak kanlıydı. O an danstan ne kadar keyif aldığı mimiklerinden okunabiliyordu. İnsanın neşesini yerine getiren, arasıra da güldüren işte bu tavır… Çok fazla kombinasyon bilmiyordu ama bildiklerini çok iyi yapıyordu. 3-5 basic kombinasyonla da olsa, çok eğlendiğim danslarn arasına girmeyi başardı. Bence “dans adabı” temalı bir workshop verdirmeliler ona. Benim için festivalin yıldızı oydu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder