Müzik olmadan atmayan bir kalbi var onun,

dans etmeden duramayan bir doğası,

bir de gevezelikleri var kendi çapında...

Onlar Benim Ailem



Aile nedir?
Kan bağı gerekli midir bir insanı ailenizden saymanız için?
Bugün bir fotoğrafıma “ailem” diye not düştüğüm için dayım alınmış olacak ki, “bunlar mı ailen?” yazmış altına.. Lafım ona değil halbuki. Alınmasını da hiç istemezdim.
Yine annem bugün babama “sudan sebeplerden” ötürü küstüğümü söyledi. Bu onun düşüncesi tabi.
İşte biraz da bu yüzden açıklamak istedim bazı şeyleri. Aile nedir? Neden bu insanları ailem saydım ben? Kendi istedikleri gibi yaşamayı seçmediğin zaman seni “hayırsız evlat” ilan eden, ilk fırsatta sırtını dönen ve ne kadar istesen de, bir türlü güvenemediğin o aile bireylerinin yerine, birilerini ailesi sayabiliyor insan.
Beni olduğum gibi kabul etmeyip kendi dar kalıplarına bir türlü sığdıramayan ve bu nedenle de bana sırtını dönmüş tüm aile bireylerine lafım. Yüzüme geçip söylemeye cesareti olanlardan, arkamdan konuşanlara ve hatta sesini çıkarmayıp yorum yapmasa dahi içten içe ayıplayanlara kadar herkese...
Ben hastalandığımda ve üstelik cebimde beş kuruş para yokken, hatta aileden herhangi birinden yararlanabileceğim sigortam dahi yokken, kulağımdan tutup beni hastaneye götüren abim, dans sayesinde tanıştığım bir insandı.
Yarışmalara gireceğim zaman kostümümden tut, gidiş geliş masraflarıma kadar desteğini esirgemeyen yine dans okulumdu.
Ben gecenin bir saati korkuyla evime giderken aradığım kişi de yine danstan bir arkadaşımdı. Üstelik dans gecesi çıkışı bile değildi. (P.S. Dans geçesi çıkışı kapımın önüne kadar bırakıp ben içeri girmeden gitmeyen insanlar var hayatımda)
Bir iş bulmak için çırpınırken bana yol gösterip destek olan insanlar da yine aynı ortamdan...
O fotoğraftaki insanlar; aralarında sabahlara kadar dertleştiğim, “çok kötüyüm gel” dediğim, omzunda ağladığım, son kuruşlarımızı birleştirip bir şeyler yediğimiz insanlar var..
Canım dediğim en mutlu günümde dahi yanımda olmazken, hiçbir kan bağı olmadan, mutlu günümde, mutsuz günümde, saçmaladığımda, çekilmez bir hal aldığımda, en neşeli halimde, en yetenekli, en beceriksiz günümde... yanımda olan insanlar...
Ben onlara “aile”den başka tanım bulamıyorum.
Bu sözlerimi üzerine almaması gereken aile fertlerim kendilerini bilirler. İçlerinde fesatlık olan geri kalanı da zerre umrumda değil.

Aşkım Deme Bana



Anlamını kaldıramayacağınız kelimeler kurmayın insanlara
“Canım” dediğiniz insanın canını yakmayın mesela...
“Bitanem” dediğiniz kişi sizin için yeri doldurulamaz olsun; bir tane olsun..
“Bebeğim” dediğiniz insana yeterince ilgi gösteriyor musunuz? Bir düşünün.
Eğer hayatınızın orta yerine koymamışsanız birini, “hayatım” demeyin kimseye. Sonra bir gün kalbini kırarsanız, dönüp size şöyle diyebilir:
“Hayatımın içine etmeseydin iyiydi..”
“En azından hayatında zerre yerim olsaymış bari...”
ya da “Hayatına ne kadar değer verdiğini anlamış oldum sonunda..”

Aynı şekilde anlamlarını karşılayamayacağınız cümleler de kurmayın.
“Seni seviyorum; söz veriyorum; sana inanıyorum; hep yanında olacağım...”
Aksi halde size şöyle bir şarkı olarak dönebilir;
“Hani verdiğin sözler, hani ellerin nerede?...”

Birgün gelir de canını yakmaktan ölesiye korktuğunuz, sizin için yeri asla doldurulamaz olan ve her saniyenizi onu düşünmek ya da onunla ilgilenmekle geçirmek isteyeceğiniz, üsteli hayatınızdaki yeri paha biçilemez olan o kişiyi bulduğunuzda, onu “herkes”ten ayıran bir şey olsun.