Müzik olmadan atmayan bir kalbi var onun,

dans etmeden duramayan bir doğası,

bir de gevezelikleri var kendi çapında...

Nasılım?



 Ben artık türkü dinlemiyorum. Bağlama çalmayı da unuttum ne zamandır. Gitar çalmayı öğrenmek istemiyorum artık. Kalmadı öyle bir hevesim.

Sabahları zifiri karanlık odama pat diye dalıp ışığı açarak uyandıran biri yok artık. O yüzden sıçrayarak uyanmıyorum.

Pilavın üzerine yoğurt dökmüyorum eskisi gibi. Pırasa, ille de soğuk ve havuçlu olsun diye tutturmuyorum. Sofrada kalanları bitsin diye, ne bulursa önüme iten biri de yok. Rahatım yani.

Bilgisayar başında çok takılmıyorum. Telefonu bile elime alasım gelmiyor. Teknolojiden uzak bir hayat çizdim kendime.

Akşam haberlerini de dinlemiyorum artık. Ama onun seninle bir alakası yok. Yüreğim kaldırmıyor sadece.

Bir espri yaparken ya da komik bir şey anlatırken ben de gülüyorum istiyorsam. Kim ne düşünürse düşünsün.

Bir tartışmada, gözlerim dolduysa eğer, korkmadan ağlayabiliyorum mesela. “Ağlama karşımda” diye azarlayanım yok. Buna izin de vermiyorum zaten.

En önemlisi, ben artık gece yatarken ağlamıyorum. Sessizce ve kimse bilmeden, saklanarak ağlamama neden olmuyor kimse.

Uyumadan önce radyoyu açıyorum bu aralar. Bir de ufak bir mum yakıyorum başucumda. Küçük bir seyahat yastığım var. Ona sarılıyorum. Ayıcığımın yerini tutmuyor belki ama onun yeleği gibi yeşil fırfırları var kenarında.

Yastığımın altında fotoğrafını taşımıyorum artık. Öyle çok da düşünmüyorum; özlüyor mudur acaba diye. Merak ediyor mudur beni? Vereceğim cevap korkutuyordur belki de.

Nasıl mıyım?

Çok iyiyim aslında. Çok da özlemedim seni. Yokluğunun yarattığı enkazı da topladım sayılır. Merak etme beni.

Katre Gizem
30.10.2015

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder