Müzik olmadan atmayan bir kalbi var onun,

dans etmeden duramayan bir doğası,

bir de gevezelikleri var kendi çapında...

Elalem Bir Şey Demesin Artık



Anne-babalarımızın doğrularıyla çıktık yola. Yetişmediği yerde daha geniş aile bireyleri müdahale ettiler. O da az geldi; toplum devreye girdi. Kendimiz olmadık çoğu zaman. Onun bunun istediği bireyler olduk.

Reddedince “ASİ” olduk.

Bizim sülalenin “delisi” de benim. Zira gerçek anşamda “delilik” benimkisi. Kolay iş değil bütün sülaleyi -hatta yetmeyip toplumu- karşına alıp hayallerinin peşinde koşmak. Herkesin karşısında -içten içe yıkılsan bile- dimdik durmak... Güçlü olmayı gerektiriyor en başta.


Hüküm giydiğim suçum “dans etmek” efendim. Ağırlaştırıcı suçlar -ya da her ne deniyorsa onlara- elbette ki mevcutlar. Mesela binde bir tükettiğim alkol, çekirdek ailece bir suç teşkil etmemekle birlikte, geniş ailede “içmek serbest, sosyal medyada paylaşmak suç” politikasıyla işlem görüyor. Toplum bu konuda henüz bir fikir birliğine varabilmiş değil. “Herkesin hayatı kendine” diyenlerle “tövbe tövbe” diyenlerin sesi birbirini bastırıyor. Biz bir de arasıra kızlı erkekli “kalabalık” grup halinde toplanıp sohbet de ederiz. Ama kapalı kapılar ardındakini göremeyen ve “hayalgücünün” insafına kaldığımız insanlar, haliyle pek yanıltmıyorlar bizi.


Yıllardır beni yaptığım-yapmadığım her şeyde destekleyen yegane insan annemdir. Özellikle dans ediyor olmam herkes tarafından “şiddetle” karşı çıkılsa da annem hep arkamda durdu. Birkaç ay önce onunla da dans konusunda karşı karşıya geldik. Üstelik konu benim dans etmem değil, “instagram”a koymamdan çıktı. Aradan epey zaman geçti. Ben bugün, bu konuda artık ona güvenmediğimi dile getirirken bana, benim toplumda bir duruşum olduğundan bahsetti. Bir anne olarak bana doğruyu yanlışı göstermek zorunda olduğunu söyledi. Bana kendi doğrularını empoze etmeye çalışmamasını söyledim. Ebeveynlik sıfatınızın arkasına sığınarak yapmaya çalıştığınız şey tam da bu. Çocuğunuzun bir birey olarak sizden farklı fikirlere sahip olması, doğrularının sizin doğrularınızla çakışıyor olması, onu yanlış bir insan yapmaz.


Toplum olarak farklı fikirlere, farklı yaşam biçimlerine, hatta çoğu zaman -işimize gelmeyen- farklı bilgilere kapalıyız. Tamam! Dinleme benim düşüncemi. Onaylamak zorunda da değilsin. Ama değiştirmeye de kalkma beni.


Senin onaylamadığın bir şeyi giydiğimde, senin o baştan aşağı süzen sapık ve kınayan surat ifaden de bir taciz.


Sırf kocasından boşanmış diye bir kadından beklentiler içine girmen ve ona iş hayatını zindan etmen de bir “şiddet” aslında.


Çocuğunu doktor veya mühendis olması yönünde yönlendiren aile de, isterse hiç el kaldırmamış olsun, canisiniz benim gözümde.


Eve giriş çıkış saattlerimi takip eden komşum, sen geç saatte eve dönerken karşılaştığım en tehlikeli şeylerden birisin.


Yeni mezunlara sürekli KPSS soran uzak akrabayla, sürekli evlilik soranlarsa kıyasıya rekabet içinde.


Toplumca kabul görmemiş bir mesleğin varsa başarısız olma lüksün yok. Hatta yıldız olmalısın o işte. Yoksa bunlar seni dilleriyle yer, yine de doymaz.



Gelelim bana;

Dans ediyorum diye tüm sülalenin dilindeyim. Son dedikodulara yetişemedim bile.

Dans ediyorum diye gelen “şiddet”e dayanamayan babam çareyi onlar yerine benden vazgeçmekte buldu.

Dans ediyorum diye toplumun gözünde neyim, hayal etmek dahi istemiyorum. Bırak o soru öyle havada kalsın.

Ha bir de dans ediyorum diye evde kaldım.

Vurun beni zincire, yahu ne kadar kötü bir insanım ben öyle.



O “elalem ne der” klişesine sorularım var:

En kötü günümde hanginiz yanımdaydıd?

Ben ağladığımda gözyaşlarımı hanginiz sildi?

Hanginiz ben bir derdimi ya da duygumu paylaştığımda beni yargılamadan ve anlamaya çalışarak dinledi?

Düştüğümde kim yanımdaydı?

Bir hata yaptığımda kim toparladı beni?

Ben hayatla mücadele ederken kim tuttu elimden?

Beni ben olduğum için seven hanginiz?



Bu sorulara “benim” diyenler benimle birlikte dans ediyorlar zaten.


Ve istiyorsunuz ki benim için bu kadar kıymetli sorulardan sınıfta kalmış insanlar için “mutluluğumdan” feragat edeyim. Olur..! Tabi..! “Bu toplumda yaşıyorsak bu toplumun kurallarına uymak zorundayız” sonuçta...


O elalem dönüp kendi ayıplarını örtsün de bir. Sonra geçip karşıma çene çalsın. Belki etkisi olur. Belli olmaz.



Katre Gizem

22.10.2015

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder