Müzik olmadan atmayan bir kalbi var onun,

dans etmeden duramayan bir doğası,

bir de gevezelikleri var kendi çapında...

Sevgiyi Öğretmek


Birine sevgiyi, nasıl seveceğini öğretemezsiniz. Bu kalpten gelir. Ancak ona sevgisini nasıl ifade edeceğini öğretebilirsiniz..

Daha küçücük çocukken bir şey istediğinde başlarız şart koşmaya;

>>Elinin uzanamadığı bir yerden bir şeyini isteyen bir çocuğa "önce bir öpücük ver öyle." demek
>>"Uslu bir çocuk olursan seni çok severim" veya "istediğin bir oyuncağı alırım"
>>İlk karnesine - iyi geldiği takdirde - bisiklet ile ödüllendirileceğini söylemek
>>Lise çağlarında yanınıza "canım annecim/babacım" diye gelen çocuğuna "yine ne istiyorsun acaba?" gözleriyle bakmak..
>> "Falancanın oğlu/kızı okul birincisiymiş!"
>>Sizin istemediğiniz bir şekilde davrandığında veya bir hatasında "hayırsız evlat", " benim senin gibi bir çocuğum yok"... gibi sözler sarf etmek
>> -yapmadığın taktirde- "Seninle küseceğim ve konuşmayacağım"

Daha bir çok şekilde örneklendirilebilir. 

Bir şekilde yönlendirmek veya çocuk üzerindeki otoriteyi korumak adına bu tarz cümleler sarf etmişseniz, bu cümlelerden çıkartacakları anlamlara bir bakalım;


>> Her şeyin bir kaşılığı vardır; sevginin bile
>> Bir şey istiyorsam karşılığında bir şey sunmalıyım, mesela sevgi gösterisi yapmalıyım -gidip sarılmak ve öpmek gibi-
>> Kimse kimseyi olduğu gibi sevmez, mutlaka onun istediği bir şeyi yapmış olmalı.
>> Canım annecim/babacım dediğimde bir şey mi istiyorum diye bakıyorlar. Belki de bir şeyler istediğimde böyle davranmalıyım.
>> "Falancanın oğlu/kızı gibi olmazsam beni sevmezler" veya "..olmadığımdan ötürü beni sevmiyorlar."
>> İçimden anneme sarılmak geliyor/ babama canım babacım demek geliyor.. Ama şimdi yaparsam bir şey istediğimi düşünecekler. -Bir koşulum yoksa sevgimi neden göstereyim?-
>> Arkadaşımın benden istediğini yapmazsam, ya bana küserse? Ya bir daha konuşmazsa?


>>Sevgimi gösterirsem şımarır<<


Vakti zamanında siz de ailenizin yanında içinizden geldiği gibi davranamazdınız. Babanıza bırak gidip sarılmak yanında dizinizi kırıp oturmanız gerekirdi. İçinizden nasıl geldiği değil size nasıl gösterildiğine göre sevdiniz. Bunların en başında gelen kural ise: "birisine sevdiğinizi belli ederseniz şımarır." Sizin zamanınızda öyleydi.

Peki. Öyleyse yaşadığımız çağı geride bırakalım ve çocuklara sevgilerini nasıl ifade edeceklerini öğretmek yerine nasıl koşullu bir şekilde seveceklerini öğretelim. Çocuğunuz size, sadece bir şey istediği zaman yaklaşsın. Size her sevgisini belirttiğinde emin olamayın bir türlü; "Acaba içinden mi geldi yoksa istediği bir şey mi var?" Dahası ileride insan ilişkileri de bir türlü yolunda gitmesin o çocuğun. Sevdiği insanlara, arkadaşlarına, dostlarına, eşine ve hatta sonrasında kendi çocuğuna da bir türlü belli edemesin sevgisini. Çünkü bir geleneğimiz var: söylersek şımarır. Kendisine yaklaşan herkesten kuşku duysun: "Benden bir çıkarı mı var?" Kimse ona sebepsiz yaklaşmaz. Gittikçe kendine de diğer insanlara da güveni kalmasın. 

Ve sonra öyle bir gün gelsin ki şöyle düşünmeye başlayın: "Evladım beni sevmese de ben onu seviyorum"
-Nereden çıkardın sevmediğini? - Göstermiyor ki! - E sen de en başından beri böyle öğretmemiş miydin ki?!

...Katre Gizem...
22.09.2013

Faydalı:
>> Çocuklara sevgiyi öğretmek
>> Şartlı sevgi, güvensizliğe sebep oluyor



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder