Müzik olmadan atmayan bir kalbi var onun,

dans etmeden duramayan bir doğası,

bir de gevezelikleri var kendi çapında...

Sol Yanını Bırak Öyle Git


 Camdan içeriye usulca süzülen sokak lambasının ışığı gözümü alıyor. Az önce köşe başındaki evin köpeği yoldan geçen bir arabaya havladı durdu. Oysa araba çoktan köşeyi dönüp uzaklaştı bile. Bizimkinin sessizlikten canı sıkıldı herhalde.


Günlerdir uykusuzum. Bu yastıklar bana yabancı! Çok yumuşaklar bir kere! Omzunun bittiği yerde, sol göğsünün az yukarısında ama sesini duyacak kadar kalbine yakın bir şekilde uyumaya alışmışım ben. Şimdi şu koca yatakta elimi, kolumu koyacak yer bulamıyorum. Bir sürü yastıkla doldursam nafile. Yumuşacıklar işte! Bazen tek kişilik bir yatakya en uç köşeye kayıyorum. Bunların hepsi senin suçun! Sol yanını ver ve öyle çık hayatımdan.

Ben ki gençliğimde, kardeşimi bile yanıma yatırmazdım. "Aman" derdim. "Git! Azıcık uzak uyu! Çok sıcak! Bunalıyorum!" Yıllar sonra aynı evde, yine aynı yatak... Hiç olmadığı kadar büyük ve boş. Anne! Bu yastık küçük geliyor bana. Başım düşüyor sanki. Uyuyamıyorum. Üstelik de deterjan kokuyor.

Eskiden de bu kadar gürültülü müydü bu sokak? Evimizin ahşap zemini böylesine gıcırdar mıydı? Ne zaman bu kadar yabancı oldum bu odaya? Gideceksen sol yanını bırak öyle git! Ya da boşver! Gitme bir yere! Yoksa uyuyamam ben!


...Katre Gizem...
16.07.2013

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder