Müzik olmadan atmayan bir kalbi var onun,

dans etmeden duramayan bir doğası,

bir de gevezelikleri var kendi çapında...

Simsiyah.!



Bu yazımda siyah ile ilgili yanlış olduğuna inandığım genel bir yargıdan bahsetmek istiyorum. Öncelikle siyah genellikle renk olarak kabul edilmez ve renksizlik olarak geçtiği yerler bulunmaktadır. Üstelik siyah kelimesinin hüznü, yalnızlığı, sıkıntıları ve endişeleri, karamsarlığı ifade ettiğini de sıkça duyarız. Bazı yerlerde ise siyah renginin özgüveni, gizemi, gücü, soyluluğu, ağırbaşlılığı, hırsı ve tutkuyu ifade eder. Bu aslında bir çelişkidir ancak olduğu gibi kabul ederiz.

Siyahın aynı zamanda matemi ve cenazeyi de hatırlattığını düşünenler olmuştur mutlaka. Bu batı inancına göre böyle olsa da aslında matemin rengi beyazdır. Çünkü kefenin rengi de beyazdır. Peki ya gelinlik? Gelinliğin beyaz olması da batıya özgüdür. Eski Türk geleneklerine baktığınızda gelini kırmızı temsil eder. Dolayısıyla bindallı da kırmızıdır. Hatta birçok doğu ülkesine baktığımızda geleneksel gelinliklerin renkli olduğu da görülmektedir.

Öncelikle renk nedir? Siyah nasıl bir renktir?

Renk bir maddenin belirli frekanslardaki ışığı yansıtıp belirli frekanslardaki ışığı ise absorblamasıyla yani soğurmasıyla meydana gelmektedir. Bir madde bütün frekanslardaki ışığı soğurduğu zaman siyah renkle görünür. Yani siyah ışığı geri yansıtmaz. 

Oysaki biz rengi tanımlarken hep gözdeki retinaya düşen ışık olarak ifade ettiğimizden siyahı da renksizlik olarak adlandırıyoruz. Duruma siyah açısından baktığımızda siyah karşısındaki ışığın rengine bakmazsızın olduğu gibi kabul eder. Geri göndermez. 

Bir insanı siyah olarak düşünün. Herkesi olduğu gibi kabul ediyor. Tüm farklılıklarına rağmen çevresindeki tüm insanları kendi renkleriyle karşılıyor. Kendinizi de ışık olarak düşünün. Yanına gittiğinde sizi geri çevirmeyeceğini düşündüğünüz birinin olduğunu biliyorsunuz. Onun yanına giderken ne hissederdiniz?

Burada oturup siyah şöyle iyidir siyah böyle iyidir diye sayfalarca yazmama gerek olmadığına göre sanırım çok uzatmadan sadede gelmeliyim. Burada önemli olan siyahın nasıl bir renk olduğu değil sizin rengi nasıl algıladığınızdır. Siyah retinanıza hiç bir ışık yollamayan ve sizde sadece hüznü, yalnızlığı, sıkıntıları... hatırlatan bir renk mi?

Bakmak ile görmek her zaman için birbirinden farklıdır ve insan neyi görmek isterse onu görür. Burada değinmek istediğim en önemli nokta ise baktığınız her şeyde olumlu şeyleri görmeye çalışırsanız hayatınıza da olumlu şeyleri çekeceğinizdir. Siyaha baktığınızda size renk vermeyen ve tüm o kötü düşünceleri barındıran bir renk olarak düşünüp içinizi karartmaktansa ona baktığınızda tüm hüznünüzü, sıkıntınızı, negatif olan her şeyi yollayabileceğinizi, giydiğinizde ise tüm güzellikleri üzerinize çekeceğinizi hayal edin. Siz olumlu olduğunu hissettikçe evren de onu olumlu hale çevirecektir.

...Katre Gizem...
18.05.2013

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder