Müzik olmadan atmayan bir kalbi var onun,

dans etmeden duramayan bir doğası,

bir de gevezelikleri var kendi çapında...

Annemin Hikayesi




"Hayattaki en büyük mutluluk sevildiğimize, kendimiz olduğumuz için sevildiğimize ve kendimize rağmen sevildiğimize olan inancımızdır." 
 Victor Hugo


Şubat ayının 12'sinde doğmuş ve kova burcunun neredeyse bütün özelliklerini taşıyan bir kadındır benim annem.
Bir zamanlar o da çocukmuş, herkes gibi... Sevdiği kişinin ismini okul defterinin, günlüğünün her yerine yazar ve üstelik de dedeme yakalanırmış. Oğlanlarla el ele halkoyunu oynuyorlar diye fırça da yemiş. Bir şey yapacaksa kesinlikle gizlice yapmazmış. Dedemin ona kızacağını da bilse kafasına koyduysa gözünün içine baka baka yaparmış. Dik başlıymış o da..Kompozisyonu berbatmış. Babamın onun için hazırladığı kompozisyon ödevini beğenmeyip arkadaşına vermiş hatta. Sonuçta kendisi düşük arkadaşı yüksek not almış.
Benim üniversiteye başladığım yaşlarında, o evinde bana bakıyormuş.
97 yılının Ekim ayında tek celseyle boşandılar babamla. Erken yaşta evlenip üstelik çocuk sahibi olan bir kadının hayatı birden bire değişivermişti. Memlekete gittik önce. Oradan Ankara'ya ve peşine Bodrum'a... Elinde lise diplomasıyla ne iş yapabilirse onu yaptı. Derken benim üniversiteye başladığımın ikinci yılında o da bir meslek yüksek okuluna gitti. Böylece ana-kız birlikte Denizli'ye yerleşmiş olduk. Not ortalaması benden yüksekti ve benden de önce bitirdi okulunu. Ben okulun bitmesi için gün sayarken o da burada benimle birlikte yaşıyor.
Sabahları uyandığında bir bardak çayını verirsen günü çok mutlu geçer. Eğer çok neşeliyse şarkılar söyleyerek uyandırır. Sofraya iki çeşit yemek gelmeden, salatası olmadan o sofradan da yediğinden de bir şey anlamaz. Bir alışverişe çıksak en çiçekli, boncuklu, süslü olanlara annem, en sade olanlara ise ben koşarım. Hiç bir hayalime gülüp geçmedi şu ana kadar. Benden çok savaştı benim hayallerim için.
Her annenin bir hikayesi vardır hayatta. Benim annemin hikayesi de böyle. Onlar gençlik hayallerini bir kundağa sararlar. Sadece kendi istedikleri yoktur artık hayatta. Seçimler yaparlar. Ve hiç biri de dönüp bu seçimlerden pişman olduklarını söylemez yada hissetmez. Annedir çünkü... Biz evlatlar ise küçükken çok sık söyleriz sevgimizi, büyüdükçe rakam git gide azalır. Bir süre sonra hiç söylemez hale geliriz. Sonra birden bir şimşek çakar kafamızda. Biz de yaşlanmışızdır artık annemiz de. Kaybedecekmiş gibi hisseder insan ve kaybettiği zamanı doldurmaya çalışırcasına tekrar söylemeye başlar. Seni seviyorum anne...


"Bir çocuk evinize girer ve sonraki yirmi yılda tahammül edemeyeceğiniz kadar çok gürültü yapar. Çocuk evden ayrılınca ev o kadar sessizleşir ki delireceğinizi sanırsınız"
John Andrew Holmes


BÜTÜN ANNELERİN ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN




...Katre Gizem...
12.05.2013

1 yorum:

  1. Çok güzel bir yazı olmuş... Annenizin anneler günün en içten dileklerimle kutlarım..

    YanıtlaSil